21 Ağustos 2017

Bunca Zaman Nerelerdeyim, Bu Sene Neler Yapıyorum?

Az önce bu sıralar zar zor kendime ayırdığım vakti nihayet kitap okuyarak geçirdiğim rahat zaman diliminde muhtemelen kitabın da çok ilgi çekici olmadığından dolayı kafamda düşünceler dolanıyordu. Sonrasında blogumda "benden nameler" kısmında yazdıklarımı beğenen bir arkadaşımla yakın zamanda görüşeceğimi hatırlayarak en son görüştüğümüzde bu tarz yazılara devam edeceğimi söylediğimi anımsadım. Birkaç kere daha aklıma gelse de bu sefer elimdeki kitabı bırakıp laptopu kucakladım. Sorsanız ne laptop.. benim biricik göz ağrım, biriciğim, canımın içi son günlerde can çekişiyor, yeni şarj aleti için yalvarıyor kendince. Her neyse öncelikle bunca zamandır şayet beni kitap hesabım haricinde önceden de buradan takip edip yazılarımı okuyanlardan, hayatımdan paylaştığım kesitleri görmekten keyif alanlardan ufak bir özür diliyorum çünkü tüm bunlar kitap hesabımın suçu aslında. İyi ki öyle bir hesap açmışım çünkü dünya güzeli insanlarla tanıştım ama bir yandan da buradan kişisel hayatımla yaptığım paylaşımlar çok okuyan dar insanların ağzını yormaya başladı. Bir süre ne okuduğum, ne yaptığıma dair o kadar saçma sorular aldım ki "aman kimine" diyerek "bu ay neler yaptım" yazılarımı blogumdan yazmaya son verdim. Belki de ara vermişimdir, tekrar heveslenirsem yazmaya devam edebilirim. Fakat bir yerden sonra ay sonu yazılarımın da keyif veren bir tattan ziyade sorumluluğa dönüp laptopun başına beni zorla geçirmesiyle birlikte eski aldığım zevki alamıyordum. Her neyse en son kasımda neler yaptığımı yazmışım.. Kasım neydi ki onca karmaşık ayın içinden. Ortadan dalıyorum izninizle... İstediğim meslekte bana yardımcı olmayacağına kesin olarak karar vererek stilistlik derslerimi ikinci dönemde yarıda bıraktım. Dikiş derslerimi sonuna kadar aşırı nadir devamsızlık yaparak büyük başarıyla tamamladım. Geçen senenin başında istediğin modeli kendine dikebilecek misiniz diye sorsaydınız tereddüt edebilirdim ama şu anda sadece kendime değil, yakınlarıma da dikmeye başladım. Ders sürecinden, öğrenme aşamalarından ve "mükemmel" ders hocamla dikiş eğitimime kattıklarımı boş verin. Sabrımı, enerjimi hakkıyla yedi bitirdi ama ben kazandım sonuçta!


Her neyse geçen seneyi geride bırakıyoruz ve bu seneye dönüyoruz. Geçen sene temmuzda dikiş derslerim bittiğinde sonraki sene kesinlikle dikişe gitmeyi düşünmüyordum. En azından haftanın üç tam gününü alacak tarzda geniş bir sürece katılmak aklımın ucundan geçmiyordu. Çünkü kendi hocamdan ağzım yandığı için sıradakilere başarılar dileyerek bir seneyle dikiş derslerime nokta koyacaktım. Hatta seneye de aynı hocaya gitmeyi düşünen arkadaşlarımı baştan çıkarıp onları da bu sene yollamadım. Geçen sene ikinci döneme henüz yeni geçmişken aklımda kalıcı olarak filizlenen tek sabit düşünce seneye aşçılık eğitimi alacağımdı. İsmek'in Mutfak Okulları'ndan Davutpaşa Kampüsü'nde geçen sene açılanı gözüme kestirmiştim. Tüm yaz boyunca herkese seneye aşçılığa ve profesyonel pastacılağa gideceğim diye hava atıp, aylarca her sabah saat yedi buçukta uyanıp hazırlanıp metroya atladığım, kış boyunca renk renk diktiğim kabanları, etekleri, elbiseleri sergileyeceğim ders dönemini düşünürken içimde kuşlar kanat çırpıyordu. Böyle güzel hayaller içimi doldururken iki hafta önce laptopun başında kayıtları kaçırdığımı idrak ederek, her girdiğim aşçılık kurs biriminin dolu olduğunu görerek elime yeni bir peçete aldım. Sanırım henüz ömrümde geçirdiğim en uzun akşamlardan biriydi. Anneme dert yanarken "tüm sene ne yapacağım" diye ağlayıp duruyordum. Ne olur ne olmaz diye geçen sene yanlışlıkla yerine stilistliğe gittiğim modalistliğe kaydımı altın harflerle yaptırdım. Daha sonrasında annemin de havaya sokmasıyla bildiğimiz en profesyonel terzinin yanında üç gün staja girmeye karar verdim. O da kendine bir yardımcı arıyordu ve bu sayede tencere kapağını buldu. Anlayacağınız bu sene haftanın ilk üç günü staja, kalan iki gününü de modalistlikte geçiriyorum. Ağustosta tatilde olabilirsiniz ama bendeniz Betül son tatil ayımı koşuşturmaktan anlamadan geçirdim bile. Ayrıca bu sene sınava girip seneye açıktan başlamak için sosyoloji seçmeyi düşünüyorum. Sinema ve televizyon bölümünün de açık öğretime katıldığını duyduğumdan beri ona karşı daha çok gıdıklanıyorum ama annemler o bölüme pek hevesli değiller. Sinema ve televizyonu dışarıdan okumanın bile benim için ne kadar güzel bir şey olabileceğini az çok tahmin edebiliyorsunuzdur. Bu saydıklarımın dışında bu sene inşAllah sonunda ehliyet kursuna yazılacağım ve yavaştan babamın arabasına göz dikmeye başlayacağım. Yalnız önümüzdeki seneler içinde yapmayı düşündüğüm şeyleri düşünürken bile aklıma metro kullanmaya devam eden bir Betül canlanıyor. Özellikle Üsküdar tarafında olan ders birimlerine olan aşkım sönmezse araba kapıda olduğu halde yine marmarayın yolunu tutarım diye tahmin ediyorum. Ha unutmadan terzide staja başlamamın nedeni dikişte daha profesyonelleşmeyi ve inceliklere daha çok kafa yormayı detaylı bir şekilde öğrenmek için çünkü bu cümlemden anlayacağınız kadarıyla harika "dikiş hocam" sayesinde öğrendiklerimin bir yarısı kadar diğer yarısı yığınla beni bekliyor. Dikişi geliştireceğim ve artık temiz dikişe daha çok önem vermeye başladığım için de yavaştan özel dikime başlıyorum. Önce tanıdıklarıma dikmeye başlıyorum diyeceğim ki başladım bile. Daha dün kuzenime mis gibi bir elbise diktim ve bir gün canınız isterse de dikiş öğrenirseniz göreceksiniz ki zamanla karşılığı olmadan dikiş dikmek insana durup durup kendini "saf" gibi hissettiriyor. Çok sevdiğiniz bir dostunuz için bir kerelik sırf karşınızdakinin mutluluğu için dikme hevesiniz oluyor. İlk başladığımda en yakın kuzenlerime birer tane hediye diktim mesela. Ama sonrasında karşılıksız olmuyor, bu yüzden ben de bu işte yeni olduğum için yavaştan karşılığını alarak dikmeye başladım. Sıradaki dikeceklerim teyzeme bayrama kadar yedi parça giysi ve yakın arkadaşlarımdan birine abaya. Böyle olunca akşam olmaya yakın eve vardıktan sonra başımı yastığa dayayıp kitap okumak isterken kendimi kumaş keserken buluyorum. Anlayacağınız henüz bir düzen oturtturamadım. Bir daha ki ay stajım olmadığı için bu ayın açığını kapatarak bol bol kitap okuyacağım, tabii kuzenlerime sıradaki düğün için kendimce abiye dikmezsem. Neyse bakın böyle konuşunca susasım gelmiyor. Buraya kadar okuduysanız görüyorsunuz ki beni çok dolu bir yıl bekliyor. Geçen sene yaza doğru dikişi meslek edinmek konusunda ağır şüphelerim vardı çünkü kendine dikmekle, parayla birine dikmenin arasında çok fark var ve özgüvensizliğim uzun zaman sonra merhaba diyerek bu konuda beni şüpheye boğmuştu. Bu sene aşçılığa gitseydim muhtemelen bu düşüncem devam edecekti ama bu sene gittiğim stajla birlikte, modalitstlik eklenince yavaştan bakıyorum da havaya giriyorum. Bu senenin sonunda dikişi meslek edinip edinmeyeceğime şahit olacağız. Bu arada modalistlik ne demek diye merak edersiniz? Hani internette bir kaban görürsünüz ya, işte iki ders döneminin sonunda o gördüğünüz kabanın kalıbını kağıda dökebiliyorsunuz. Dikiş dikmeyi de biliyorsanız bir bakıyorsunuz o resimdeki kaban üzerinizde. Yani modalistlik için çok heyecanlıyım. Geçen sene dikişten iki dostumla birlikte olacağım için ayrı mutluyum. Güzel, dopdolu, hevesli olduğum bir sene beni bekliyor. Umarım bir iki ayda bir eskisi gibi özetler geçerek ruh halimi buraya dökerim. Unutmadan Gökçeada tatilimizden İstanbul'a döndüğümüz gibi diyete girdim. Bir daha ki ay umarım platese başlayacağım. Diyette olduğum ve tatlıya son birkaç senede çok düşkün olduğum için pek hoş olmayan bir modla geziniyorum arada. Bende anlatılacaklar bitmez. Sağlıcakla kalın.
Continue reading Bunca Zaman Nerelerdeyim, Bu Sene Neler Yapıyorum?