10 Haziran 2017

,

Evlilik Oyunları - C. D. Reiss | Kitap Yorumu

Kitap Adı: Evlilik Oyunları
Orijinal Adı: Marriage Games #1
Yazar: C. D. Reiss
Yayınevi: Aspendos
Sayfa Sayısı: 472
Goodreads Puanı: 4.18/5
Benim Puanım: 4,5/5
Arka Sayfa;
OTUZ GÜN
Adam Steinbeck’in karısından istediği tek şey bu.
Şehir dışındaki bir kulübede, onun talep ettiği her şeyi yapması.
Bunun ardından, boşanma belgelerini imzalayacak ve şirketlerinin tek sahibi karısı olacak.
OTUZ GÜN
Adam’ın bir zamanlar olduğu adamı yeniden keşfetmek için bu kadar süresi var. Beş yıl önce ona âşık olduğunda bir kenara sakladığı dominant adamı…
OTUZ GÜN
Kadın birlikte inşa ettikleri şirketi, bir aylığına kulübeye gidecek kadar çok istiyor. Dünyayla bağlarını kesip adam’ın isteğini yerine getirecek kadar… Vücudu adam’a itaat edebilir ama kalbi asla etmeyecek.
Bunun, Adam’ın evliliklerini tamir etmek için yeltendiği acınası bir şey olduğunu düşünüyor.
Yanılıyor.
Kitabın arka kapağını okuduğumda elime almak için sabırsızlanmıştım fakat kurgusunu kesinlikle böyle tahmin etmiyordum. İkilinin evliliklerinin bir anlaşma üzerine olduğunu sanıyordum ama aksine bu kitapta Adam ile Diana zaten dört senelik evli ve evlilikleri Diana'nın itirafı üzerine dibe batarken bu otuz günlük anlaşma ortaya çıkıyor. İlk yüz elli sayfa kadarını kitabın oldukça "tırt" olduğunu düşünerek geçirdim. Alt yapısı bdsm bazlı olduğu için fifty shades ve Tess'in Gözyaşları tarzı bir kitap olarak devam edeceği konusunda kesindim. Ama sonra bir ters köşe yaptı ve benim bile ağzım açık kaldı. İkilinin anlaşmalarının arka planı kesinlikle çok daha derin. Karakterler de çok derin ve göründüklerinden daha güçlü ya da zihinlerinde daha kapsamlı insanlar. Diana harika bir karakterdi. Kocasını artık sevmediğini düşündüğünde saf bir şekilde kendini avutup yola devam etmek yerine çizgisini çekiyor. Adam ise kitabın sonuna kadar çözmek için kafa patlattığım bir karakterdi. Diana'yı bu uçuruma sürükleyen Adam'ın hal ve hareketleri. Aslında en büyük yanlışı geçmişinde nasıl biri olduğunu bildiği halde, bu bdsm tutkusunu içine gömebileceğini sanarak Diana'ya aşık olup evlenmesiyle yapıyor. Böylece Diana'yı tabiri caizse aşık olduğu halde harcıyor. Bir türlü ona istediği gibi yaklaşmadığı için Diana'nın da yaklaştığı takdirde nasıl bir tepki alacağını bilmediği seneler geçiyor. Nihayetinde şok bir şekilde karısının artık onu sevmediğini öğreniyor. Burada tuhaf olan aslında kim olduğunu belli etmediği halde senelerce Diana'yı yılmadan seven Adam'da çünkü Diana istediği kadın olamıyor ve kendisi de zihin altındaki asıl adam değil ama buna rağmen Adam değil, Diana onu sevmekten vazgeçiyor. Kitabın ilerisinde arada bir olaylar rayından çıkıyor ama yazar yine tutturup o farklı tatla ilerletiyor.
En çok beğendiğim kısımlar; anlaşmanın sonucunda Diana'nın elinden kaçıp gitmesinden korkmadan aslında nasıl olmak istiyorsa ona öyle davranması. Tabii böyle olunca Diana da yavaş yavaş kırılıyor ve onun bu kırılma sürecini ufak bir kalp ağrısıyla okuyoruz. Ardından Diana da ufaktan değişime başlıyor. Kitabın gözümde çok farklı olmasının nedeni bu olayların çiftin evliliğinin dört senesinin ardından yaşanması ve karakterlerin zaten çoktan birbirlerine aşık olması. Yani ortada kazanılması gereken bir aşktan ziyade; yıkık dökük bir evliliğin parçalarının toplanmasıyla, bu çiftin asıl karakterlerine inişini okuyoruz. Tabii ki bdsm içerdiği için aşırı kaçtığı ve itici bir çizgide ilerlediği kısımları da okumadık değil ve elbette bu kısımlar da kitabı daha çarpıcı, daha acımasız kılıyor. Sonlarına gelirsek bunu hiç beklemiyordum. Yani yazar gayet de ilk kitapla bitirebilirmiş ama kadın "yok ben tersköşe yapacağım" diyerek ikinci kitabın da olacağını belirterek ağzımı açık bıraktı. Dominant karakterlerinin oturmasıyla hem Diana hem Adam çok zorlu bir karara varıyor ve o sayfaları nefesimi tutarak okudum. Bu türde çok fazla okuyorsanız ve konusuna rağmen klişeden uzak ama yetişkin türünü oldukça ağır yansıtan bir kitap arıyorsanız işte doğru yerdesiniz. Yorumumu okuduğunuz kadarıyla bu kitabın da belirli bir kesime hitap ettiğini anlamışsınızdır. Evet, ben çok ama çok beğendim çünkü okumayı tercih ettiğim bir tür ve beklediğimden daha büyük bir kaliteyle beni karşılayan bir kitap. Fakat içeriği ağır olduğu için yaşınızı ve okuma türünüze göre önerimi dikkate almanızı telkin ederim. Her neyse, ben ikinciyi okumaya gidiyorum. Aynı dolu dolu hislerle onu da yorumlamam dileğiyle..

4 yorum:

  1. İlgimi çekti yorumunuz. Okumak için listeme dahil edeceğim. :)

    YanıtlaSil
  2. Ben sevemedim kitabı Betülcüğüm.Malum kitabı biraz hatırlattı.30 gün ile değişik birşeyler yakalamış fakat çok sıktı artık bu tarz.Melek ve vampir hikayelerinin çokça değişik versiyonlarda bir sıralar türemesi gibi , bu konu da yine türetilmiş bir "Grinin Elli Tonu"versiyonu gibiydi ki o kitabı konu ilk işlendiği için ilginç bulmuştum.Başlarda evliliklerinin neden bittiğini anlamaya çalışmak hoşuma gitse de, bu kitap bana son derece sıkıcı geldi.Çok yoğun ve uzatmalı işlenmiş bazı sahneler...Belki de artık orta yaşları devirdiğim içindir, kimbilir:)Bu arada bizim kitap ne oldu?Hani yeni bölüm;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geç dönüyorum kusura bakma lütfen. Blogumla pek ilgilenemedim bir aydır. Bölümü keşke yayınlasam ama çok fazla tıkandığım bir bölüm ve bir türlü sonu nasıl olacak derken başına otursam da yazamıyorum. Umarım bir an önce öykü gidişatında feraha kavuşurum

      Sil