30 Temmuz 2015

Yabancı Filmlerde İşlenen İslamiyet Anlayışı

Hatırlarsanız "Son zamanlarda Amerikan Sineması" yazımda The Stoning of Soraya filmini izledikten sonra uzunca bir yazı yazmak istediğimi belirtmiştim. Bunu yapmamın asıl nedeni insanların cahilce dinimiz hakkında asıp kesmeleriydi. Bugün Persepolis filmini izledikten sonra bu yazıyı yazmaya daha kuvvetli bir istek edinmiş oldum. Öncelikle The Stoning of Soraya filmini genel olarak dram bakımından beğendim ve izlerken baya da ağladım. Ancak filmde birçok hata vardı tabii bunun başlı sebebi İran'da geçmesi. Filmin ana konusu recm cezası olmasına rağmen bu cezayı tüm gerçekleriyle göstermemişler. Yani demem o ki bana sorarsanız filmin çekilmesinin tek amacı İslamiyeti kötülemek. Zaten aldığı ödüllerden de insanların amacı belli oluyor.

Peygamber efendimizin döneminde recm cezası sadece iki kez uygulandı. Bu recm cezasının nasıl uygulandığını anlatmadan önce recm cezasını uygulamak için şunlar gerekir diye söylemek isterim. Dört kişinin bir kadın ve adamı zina ederken onları görüp şahitlik etmeleri gerekir. Tabii bu zina edip recm cezası görmesi görmesi gereken kişinin evli olması gerekir. Bekar olarak zina eden birine sopa cezası uygulanır. Peygamber efendimizin dönemindeki recm cezasına gelirsek; bir kadın peygamber efendimize gidip zina yaptığını söyler bunun karşısında peygamber efendimiz yapmamışsın diyerek onu geri gönderir. Kısa bir süre sonra kadın tekrar gelir ve zina yaptım ve karnımda bu zinadan çocuğu taşıyorum der. Peygamber efendimiz kadına bebeğini doğur der. Kadın zinadan çocuğunu doğurup sütten kesilinceye kadar yani iki yaşını doldurana kadar bekler. Ardından peygamber efendimize gider ve zina ettiğini tekrar hatırlatarak söyler. Burada yazdığım gibi peygamber efendimiz her seferinde kadına git der fakat geri çağırmaz. Yani bir bakımdan kadının bu cezayı görmesini istemediğini söyleyebiliriz. Burada kadının ısrarla recm cezası görmeyi istemesinin sebebi işlediği günahı dünyada ödeyip cennete temiz gitmeyi istemesidir. Böylece kadına recm cezası uygulanır. Recm cezası peygamber efendimizin ve halife döneminde sadece iki kere uygulanmıştır. Biri bahsi geçen bu kadına ve diğeri de gene kendi ağzıyla itiraf eden bir adama uygulanmıştır.

The Stoning of Soraya filminde geçen recm cezasında ise bir sürü hatalar mevcut. Bir kere hatırladığım kadarıyla zina işlendiğine dair sadece bir kişi şahitlik yapıyor. Tabii bu kişi de yalandan şahitlik yaparak büyük bir iftira atıyor ama bir kişinin şahitliği yeterli sanılıyor. (Aslında filmi izleyeli iki aydan çok oldu. Hatırladığım kadarıyla ya bir kişi ya da iki kişi şahitlik yapıyor. Öyle bile olsa dinimizde geçerli olan şahitlik sayısı dörttür.) Ayrıca recm cezasında fındıktan büyük, nohuttan küçük taşlarla günahkar kimse öldürülmeye çalışarak cezalandırılır fakat The Stoning of Soraya filmindeki taşlar hiçte o kadar küçük değildi.

Hadi bu filmi İran çekmiş olsa ağzımı açmayacağım ama filmi çeken ülke ABD. Daha ne söylememi bekliyorsunuz? Bugüne kadar Arabistan'da ya da zamanında cumhuriyet gelmeden önce Osmanlı'da recm cezasına dair bir şey duydunuz mu? Elbette İran'da recm cezası uygulanıyor, bu yalan değil fakat dört kişinin bu zinaya şahitlik etmesi neredeyse imkansız bir şey. Böylesine imkansızken ve İran'da recm cezasını bu sıklıkla hala günümüzde duyuyor olmak aklıma şüphe düşürüyor. Şayet uyguladıkları recm cezaları iftira olmadan bir iki kişinin şahitliğiyle ve bu kadar büyük taşlarla oluyorlarsa veballeri onların üstüne. Zaten İslamiyeti anlatmak için İran'ı kullanmaları ayrı bir şey. Neden Arabistan, Pakistan üzerinden değil de İran üzerinden bu filmleri çekiyorlar acaba? Anlattığım gibi The Stoning of Soraya filmi baştan aşağı yanlışlarla dizili bir film. Benim filmde sevdiğim kısım dramatik yanıydı belirttiğim gibi. Bizim ülkemizde zaten din yönünde kalbi kara olan insanlar gördüğünüz gibi bu filmle pek memnun olmuşlar ki dinimizi yerden yere vurmuşlar. Bu cahillikten başka bir şey değildir. Araştırmadan bir şey bilmeden dinimize sövmek ancak böyle aciz insanlara yakışır. Böyle filmlerin çekilmesi anca bahsettiğim gibi İslamı karalamak için fırsat kollayan Türklerin işine yarıyor diyebilirim. Sözlerim ağır olsa da cahillikle, hiçbir şey bilmemekle yargılamak gerçekten küçümsenecek bir davranıştır.



Bugün izlediğim Persepolis filmini de zaten The Stoning of Soraya filminin yorumlarında gezinirken görmüştüm. Tam da tahmin ettiğim gibi Persepolis filmi de ABD ve Fransa yapımı. Sırf dinimizi kirletmek ve insanlara zorlayıcı olduğunu göstermek için böyle filmleri daha çok çekerler. Persepolis filmi de gene İran üzerinden. İran'daki kadınlar kafalarını kuranda geçtiği gibi kapamazken onların üzerinden İslamiyeti anlatmayı seçmelerinin amacı ne olabilir acaba? Filmde bir kızla bir adamı el ele gördüklerinde kızı ya para cezasını ödeyeceksin ya da kırbaç cezası göreceksin deniliyor. Ben bunun günah olmadığından değil bunun karşısında görülecek ceza nedir onu belirtiyorum, tabi ki bir günah bedeli olacaktır. Sadece el ele tutuşan bir erkekle kızın görebileceği ceza bir uyarıdır. Tabii bu peygamber efendimizin zamanında. Ama elbette İranlılar bunu değiştirdiler. Savaşlarla birlikte insanları kapanmaya zorlayarak dinden soğumalarını ve sadece bir zorunluluk olarak Müslümanlığa dair farzları yerine getirmelerini sağladılar.

Sorarsanız Persepolis filmini beğendim mi diye? Bazı savundukları düşüncelerde haklı olsalar da filmi beğenemedim. Hatta sinemalar.com da favorime bile sokmadım. Filme kızgın olduğum için değil beğenmemem. The Stoning of Soraya filminin anlatım tarzını ve dramatik tarafını beğendiğim için favorilerime koymuştum. O filmde de kızgın olduğum yerler vardı ama Persepolis filminde öyle aklımda kazınacak, hoşuma giden, beni gülümseten bir sahne yoktu. Bir tek kızla büyük annesinin ilişkisi sevimliydi bir de şu filmden paylaştığım sahne hoşuma gitti.

Savunduğum düşünceye dönersek Müslümanların oluşturduğu yanlışları toplayarak İslamiyeti yerin dibine sokan filmler yaparak ödüller alıyorlar. Aynı fikri savunan Türk Müslümanlara da lafım yok artık. Bu kesim kendini çok modern sanırken aslında ne kadar cahil olduklarından haberleri yok.

Senelerdir fıkıh ve hadis dersleri görüyorum. Bu yazımı da aklımdan geçenlerden ziyade araştırarak yazdım. Eğer hatalarım varsa özür dileyip değiştiririm elbette. Hatta bir hatam varsa aslını öğrendiğime sevinirim. Umarım bu yazıda belirttiğim düşünce anlaşılmıştır. Film listemde başka İran yapımları da var. Aklıma bir şeyler takılır da içimi dökmek istersem böyle bir yazının ikincisi gelecektir. Görüşmek üzere
Continue reading Yabancı Filmlerde İşlenen İslamiyet Anlayışı